“KABUK ADAM” ÜZERİNE: “KABUK ADAM” YAŞANAMAMIŞ BİR AŞK DEĞİLDİR.

Hayatta alınan kararlar, yapılan tercihler kadar zamansız dile gelmiş ya da söylenememiş sözlerin de bir o kadar önemi vardır. En kötüsü de sonucu yaşamadan bilememektir. Geriye illaki pişmanlıklar ve hayal kırklıkları kalır; varoluşumuzun bir oyunudur bu bize. Her sayfası büyük bir duygu yoğunluğu taşıyan Aslı Erdoğan’ın ilk kitabı olan Kabuk Adam, en çok da bu varoluş oyununu gözler önüne serer. Yalnızlık, korku, tutunamama üçgeninde kendini var eden ya da yok eden isimsiz kadın anlatıcı – belki de Aslı Erdoğan’ın ta kendisidir – aslında sevmeyi öğrenememenin, sevdiğini söyleyememenin acısını örnekler Kabuk Adam’la. Zaten hayat da bize öğrenemediklerimizin bedelini ödetir.

25 yaşında eski bir balerin, yetenekli amatör bir ressam, şiiri, içkiyi, tutkuyu seven güzel bir kadın. Kendiyle bağdaşmayan, benliğini çürüten bir araştırma merkezinde önemli bir fizikçi. Yine de hayata katlanabilmek için öyküler yazmaya devam eden, başıboş sokaklarda dolaşan toplumun tüm öğretilerini de reddeden, başkaldıran nihilist bir birey. İçten içe yalnız, korkuları olan, ne olduğunu bilmediği bir arayışın örneği. Sahte bir evrenin yarattığı toplumun yabancılaştırdığı, terkedilmiş bir çocuk. İntiharı denemiş, hala da intiharı düşünen biri. Kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği, hiçbir duyguyla tamamlanmayacak, ölümle arınamayacak, hiçbir aşkın dönüştüremeyeceği bir insan. Kısaca biz. Aslında ne çok şey var bizden Kabuk Adam’da.

Ve yalnızlığı keşfeden bir insanın içine düştüğü yanılgı: “Hayatını başka bir insanın varlığıyla anlamlandırmak.”

Kabuk Adam Tony, sokak şairi, mistik bir doğa adamı, gettoda büyümüş bir serseri. Geçmişte bir katil, bir uyuşturucu satıcısı, yasadışı bir karakter. Herkesin uzak duracağı, güvenmeyeceği siyah derili bir insan. Buna rağmen gerçek acının olgunlaştırdığı, zorlukların güçlendirdiği korkusuz duyarlı bir aşık, çirkin görünümünün altında taşıdığı güzel bir ruh, koca bir yürek. Kabuklarını sıyırınca karşımıza çıkan gerçek bir insan. Her şeyden önemlisi sevmeyi bilen bir insan. Her şeyden daha acısı sevmeyi bilmeyene sevmeyi öğretemeyecek sevmeyi bilen insan.

Görünenlerin aldatıcılığı… Güzel bir kadın, parlak bir kariyer yolunda ilerleyebilecek biri ve çirkin görünümlü hayatın en aşağısında Kabuk Adam. Ancak gerçek o kadar farklı ki. Ölümün koynunda ölümsever bir kadın, zorlu hayata karşı mücadele eden yaşamsever Kabuk Adam. Ve yine belki görünenlerin aldatıcılığıdır bu. Kim bilir? Varlık ve hiçlik; yaşam ve ölüm; sürekli birbirini kollayan iki büyük düşman bir arada var olabilir mi? Sevmeyi bilen bir insanı yaralayacak en büyük acı, sevmeyi bilmeyen birini sevmesi değil midir? Anlatıcı yalnız kadın, sevmeyi öğrenememişti ama sevmeyi bilmediğinden değildi pişmanlığı, sevmekten korku duyulmaması gerektiğini öğrenememişti. Asıl pişmanlığı bunaydı. Çünkü Kabuk Adam karşılıksız, çıkarsız, gerçek sevginin kanat çırpınışını hissettirmişti.

Kabuk Adam, anlatıcı kadının karşısında tüm zıtlığıyla var olmuştu. Korkunun karşısında cesaret, aşksızlığın karşısında aşk, sahtenin karşısında gerçek… Anlatıcı kadın, Kabuk Adam’ın gerçek hayatında tutunamamaktan korkuyordu. Kendi hayatına alışmıştı. Yalnız, sevgisiz, korkulu, sıkkın, sıradan bir hayat. Korkunun kitabıdır Kabuk Adam.

Kabuk Adam; yalnız, bağımsız kadının sahte dünyasını başkalaştıracağı bir fırsat mıydı, yalnızlıktan çıkarıp alacağı mutlu, gerçek bir evrenin anahtarı mıydı? Ama yalnızlığı ve korkuları her şeyden daha güçlüydü. Aşk kadar güçlü bir duyguyu alt edecek kadar güçlüydü onun korkuları. “Hiçbir zaman sonuna kadar gidemeyeceğim diyordu.” Ve öyle de oldu.

Yaşanamamış bir aşk değildir Kabuk Adam, Yaşanamamış bir cinselliktir. Olması gereken, tadında bırakılmış bir aşk hikayesi. Cinsellikle kirlenmemiş, duyguların kavuştuğu gerçek bir aşktır. Neden daha fazlası beklenir ki, neden daha fazlası istenir ki?

Öyle içten, öyle duygu yüklü bir anlatımı var ki Aslı Erdoğan’ın varoluş sancısı yaşayan, yalnızlığı duyumsayan, kendini toplumdan soyutlayan, ölümle yaşam arasında gidip gelen çoğu kişi, kendini bulur onun cümlelerinde. 27 yaşında yazdığı bu ilk kitabında ne denli büyük bir yazar olacağının da sinyallerini vermiştir Aslı Erdoğan. Hayatın duygulardan ibaret olduğuna inananların mutlaka okuması gereken bir kitaptır Kabuk Adam. Hayatta duygulara önem veren insanlar için yazılmıştır Kabuk Adam.

  • “MAVİ EN SICAK RENKTİR” FİLMİ ÜZERİNE
    “MAVİ EN SICAK RENKTİR” FİLMİ ÜZERİNE
  • ERENDİZ ATASÜ’NÜN “DÜN VE FERDA”SI ÜZERİNE…
    ERENDİZ ATASÜ’NÜN “DÜN VE FERDA”SI ÜZERİNE…
  • “DÜNYANIN SONUNDAKİ EV” FİLMİ ÜZERİNE: AŞKTA CİNSİYET YOKTUR
    “DÜNYANIN SONUNDAKİ EV” FİLMİ ÜZERİNE: AŞKTA CİNSİYET YOKTUR
  • “KABUK ADAM” ÜZERİNE: “KABUK ADAM” YAŞANAMAMIŞ BİR AŞK DEĞİLDİR.
    “KABUK ADAM” ÜZERİNE: “KABUK ADAM” YAŞANAMAMIŞ BİR AŞK DEĞİLDİR.
  • “KARŞI PENCERE” FİLMİNİN UNUTULMAZ MEKTUBU
    “KARŞI PENCERE” FİLMİNİN UNUTULMAZ MEKTUBU
  • UNUTULMAZ FİLM KARAKTERLERİ
    UNUTULMAZ FİLM KARAKTERLERİ
  • “İÇİMDEKİ YANGIN” FİLMİ ÜZERİNE
    “İÇİMDEKİ YANGIN” FİLMİ ÜZERİNE
  • KARL MARX’IN EŞİNE YAZDIĞI MEKTUP
    KARL MARX’IN EŞİNE YAZDIĞI MEKTUP
  • MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN 100 ROMAN
    MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN 100 ROMAN
  • “12 YILLIK ESARET” FİLMİ ÜZERİNE
    “12 YILLIK ESARET” FİLMİ ÜZERİNE

Written by Sancar CAN