NE OLUR AFFET…

Sabırsızlığımı affet, bu sefil gecede sana ulaşmaya çalışırken kelimeler arasında amansızca kayboluşumu ne olur affet. Hiçbir kelime acının ortasında kalan benliğimi aklayamaz ki? Her içimin uçurumunda boşlukta savrulurken sana ulaşamayacağımı ya da senin bana ulaşamayacağını bu sözcüklerle hissettiğimi yüzüne çaldığım için affet beni. Her şey nasıl da asılı kaldı bilinmeyenin kurgusunda.
Ben mi bilinmezliğe sürükledim, yitip giden ne varsa dipsiz bir kuyuya dönüşen derinliğimde. Senin istediğin kadar sade olamadığım için affet beni. Belki bir yığın deli saçması bu satırlar. Ama en acının ortasında kaldığım anlardı bunları anlamadığını duyumsayışım. Bunun için de affet beni. Seni sevgimin gölgesinde bıraktığım için affet. Seni derinliğimde kaybettiğim için affet. Kelimeler… Kelimelerden başka neyim var benim. Bu yalnız gecelerimin düşlerinde kaybolsam da, elimden tutan, gözlerime bakıp bana gülümseyen, sevginin bitimsiz bir evren olduğunu anımsatan bu kelimelerden başka neyim var.
Zamansızlığın esiri miydi hakikat? Hakikati hangi kelimeyle haykırabilirdik. Hakikat, kirli bir sözcüğe mi gebeydi yoksa. Ondan mı dökülemedi dilimizden. Ne olur affet beni, bir hakikat günahını içimde zehirlediğim için.
Hep bu kelimelerle kanarken içim, hep bu kelimeler şahit olurken hüznüme en çok da acıyan yerimin sırrını bilen başka kimler var. Kelimeler fısıldıyor, ruhumun kıyısında derin bir acıyı: Aşkta bekleyiş mi aşkı en yüce kılar? Ruhumun bir yerlerinde yasak elmayı dişlemeyi bekleyen hangi karanlık sözcük çağırıyor beni. Bu sözcükler bir anlama bürünmezse acı da olmayacak belki. Öyleyse her şey anlamsız kalsın, acıyı boğmak için. Sen de ne olur affet kendini…

Author: Sancar CAN

Bizimle düşünceni paylaşır mısın?