NİETZSCHE VE NİHİLİZM – 2

TANRI ÖLDÜ
Nietzcshe’nin nihilizminin en önemli noktalarından biri de “Tanrı Öldü” söylemidir. Batı, uzun yıllar tek mutlak güç olarak ya da bir diğer ifadeyle tek hakikati Tanrı olarak benimsemiştir. Ancak bu inanç git gide kendini yitirmiş kof bir inanç haline gelmiştir. Her şey, tüm evren, tüm varlık hakikatini Tanrı’yla buluyorken bu inancın yıkılmasıyla insan hiçlik, bulantı, sıkıntı, anlamsızlık, değer¬sizlik vb. gibi varoluşsal temalarla nihilizme ulaşır. Bunun da en büyük dayanağı Tanrı’nın artık yok olduğudur. Bir diğer ifadeyle Nietzsche Tanrı’nın ölmesiyle bir buhranın oluştuğunu ve bu buhranın nihilizmin nüvesini oluşturduğunu belirtir. Yani Tanrı’nın yaşamını yitirmesi nihilizmin altın anahtardır.

Nietzche’nin “Tanrı Öldü” söylemi aslında Batı’nın ya da Avrupa’nın ahlak anlayışının ya da değerlerinin Tanrı’yı öldürdüğü anlamına gelmektedir. Yani Nietzsche “Tanrı Öldü” diyerek kendisinin Tanrı’ya inanmadığını kastetmiyor, Batı insanının Tanrı’yı yok ettiğini ifade etmeye çalışıyor. Bu yüzden Nietzsche kiliseyi decadence kavramıyla sunmuş, decadent kilise babaları tarafından icat edilen Tanrı kavramıyla savaşmıştır. Hıristiyanlığın Tanrı’sı hayatı çökertmiş, bezginliğin, hastalığın, hiçliğin kalesi haline dönüşmüştür.

Hıristiyan Tanrı kavramı-hastaların tanrısı olarak Tanrı- şu dünyada ulaşılmış Tanrı kavramının en tefessüh etmişini; hatta belki Tanrı tipinin en düşük seviyesini temsil eder. Hayatın yüceltilmesi ve ona ebedi “Evet!” deme yerine, Tanrı, hayatın zıttı bir anlama tefessüh ettirildi. Tanrıda hayata, yaşama arzusuna karşı düşmanlık ilan edildi. Tanrı, “bu dünya” hakkında her iftiranın, “öte dünya” hakkındaki her yalanın formülü oldu. Tanrıda hiçlik ilahlaştırıldı, hiçi istemek kutsandı! (Nietzsche, 2009, s. 343).

Nietzsche’nin Tanrı ile ilgili görüşleri bu nokta da iki farklı grupta toplanabilir.
“a) Hıristiyan dininin gerçekliği ve Hıristiyanlık dininin Tanrı anlayışını yadsıma. İsa’nın temsiliyetinde gerçek Tanrı özlemi.
b) Ebedi tekerrür içinde belirleyici olarak Varlık. Bu varlık, Tanrı’yı, tanrısallaşmayı süre giden bir vetirede belirler. O, döngüsel bir evren tasarımında ve bilgi kuramı bağlamında, bir ilk neden olarak Tanrı’yı kabul etmez. Çünkü bu döngüsel bir oluş halindeki dünyaya muvafık olmaz.”
Nietzsche’ye göre Batı, yaratıcı olmayan ve artık herhangi bir fonksiyonu bulunmayan Tanrı’ya inanmaktadır. Bu Tanrı’nın olumlu bir yönü kalmamıştır. O, Batı’nın Tanrısından ümidini kesmiştir. Dünya artık varlığın hiç olduğu bir aşamadadır. Bu nokta da en büyük gerçek nihilizm olmuş, insanın bu nihilizmden kurtulması için de insanın herhangi bir güce sığınmadan kendi kendini var etmesi, Tanrı’yı kendinde yaratması gerekir.

BOŞUNALIK
Aslında olup biten nedir? Varoluşun tüm karakterinin “amaç,” “birlik” ve “gerçek” kavramıyla yorumlanamayacağının farkına varılmasıyla değersizlik duygusuna ulaşıldı. Varoluşun hiçbir erek ya da amacı yoktur; olayların çokluğu içinde kuşatıcı bir birlik yoktur: varoluşun karakteri “gerçek” değildir, sahtedir. İnsanın gerçek bir dünyanın var olduğuna kendisini inandırmak için hiçbir nedeni yok¬tur. Kısaca: dünyaya bir değer atfetmek için kullandığımız “amaç,” “birlik,” “varlık” kategorilerini, tekrar çekip çıkarırız, bunun için dünya değersiz görünür. (Nietzsche, 2009, s.12) Bu nokta da şu gerçek açığa çıkar: “Bütün olaylarda, gerçekte onlarda olmadığı halde bir anlam aradığımızda psikolojik bir ruh hali olarak nihilizme ulaşmış oluruz.” Nietzsche göre işte bu noktada anlam arayışına girmek boşuna bir çabadır. Çünkü hayatın bir anlamı yoktur. Anlam arayışının peşine düşen insan sonunda hayal kırıklığına düşer. Uzun süre gücünü boşuna tüketir, bu boşunalığın acısını yaşar, kendine olan güvenini yitirir, nihilizm de bu kendine güveni yeniden kazanamama durumu olur.

İnsanın hayatı için bir hedef koyması da ayrı bir hayal kırıklığı oluşturur. Kendine bir hedef koyan insan oluşun bu hedefe ulaşamayacağını gösterdiğinde hayal kırıklığı nihilizme dönüşür. Böylece insan her şeyin boşuna olduğuyla bir kez daha yıkılır.

Nietzsche’nin nihilizmi yalnızca her şeyi yakıp yıkmak değildir. Ancak yanlış bir şekilde bu uzun süre bu şekilde anlaşılmıştır. Buna rağmen her şeyin anlamını yitirmesiyle ve değersizleşmesiyle sahteleşen dünyada tüm değerler yeni baştan inşa edilirse insan nihilizmden kurtulabilir.

EFENDİ – KÖLE AHLAKI
Nietzcshe felsefesinin bir başka önemli özelliği olan efendi – köle anlayışına bakıldığında kölelerin efendilerine duyduğu hınçla nihilizmin bir başka şekli ortaya çıkar. Efendi- köle anlayışına göre güçlü insanların özellikleri kötülenmiş, zayıfların değer yargıları yüceltilmiştir. Bu da kölelerin efendilerinden intikam almak istemelerine sebep olmuş, yaşam dengesini yitirmiştir. Nihayetinde köleler hayata egemen olmuş sayıca üstünlüğü ele geçirmiştir. Efendiler kölelere hükmederken köleler efendilere söz geçirmeye başlamış, köle hâkimiyeti başlamıştır. Ve köle ahlakı, üst değer olarak görülmeye kucak açmıştır. Efendiler alt edilmiştir. Böylece oluş durmuştur. Bu da nihilizm evresini doğurmuştur.

KAYNAKÇA
Deleuze, Gilles. Nietzsche, Otonom Yayınları, Mart 2010, İstanbul
Nutku, Uluğ. Nietszche’nin Nihilizm Problemi, 1968
Küçükalp, Kasım. Nietzsche ve Postmodernizm, Kibele Yayınları, Ekim 2010, İstanbul
Akarsu, Bedia. Felsefe Terimleri Sözlüğü, TDK, 1975, Ankara, s.88
Çevikbaş, Sebahattin.Nietzsche ve Nihilizm Kalkanına Yaşamın Yadsınmasını Kazımış Olan Bir Felsefe, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2010 14 (1): 25-40
Nietzsche, Güç İstenci, Birey Yayınları, 2009

Written by Sancar CAN

Bizimle düşünceni paylaşır mısın?