“SOKRATES’İN SAVUNMASI” ÜZERİNE…

M. Ö. yaşamış olan Yunan felsefesinin öncülerinden sayılan Sokrates, aynı zamanda ahlak felsefesinin de kurucusudur. Ardında yazılı hiçbir eser bırakmayan Sokrates’in öğretileri, öğrencisi olan Platon ve Sokrates’i ilerleyen zamanlarda takip eden Ksenophon, Aristophanes tarafından zamana taşınır. Onun yaşamı, düşünceleri ve felsefesi hep bu kişiler aracılığıyla felsefese dünyasında yer edinmiştir.

Sokrates, öğrencisi Platon tarafından olumlu yönlerle tanıtılıyor olsa da bazı kişiler tarafından olumsuz bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu da o dönemde bile bakış açısının ne denli önemli olduğunun bir göstergesi olarak görülebilir. Yine de Sokrates, felsefe dünyasının yapı taşı olarak kabul edilir. Sorgulama, eleştirme, otoriteye karşı aldığı tutum, her türlü edinilmiş bilgiyi inkar yöntemi Sokrates’le var olmuştur. Bu açılardan Sokrates’in yeri felsefe için görmezlikten gelinemez.

Sokrates, daha çok M.Ö. 399 yılında hakkında açılan dava aracılığıyla adını duyurmuştur. Sokrates, şehrin tanrılarına inanmayarak onların yerine başka tanrılar koyması ve gençleri yoldan çıkarması gerekçeleriyle suçlanır.
Platon tarafından kaleme alınan, çoğunluğunun Sokrates’in konuşmalarından oluşan eser de Sokrates, bilge olarak geçinen kişilerden farklı olarak, hiçbir şey bilmediğini bilir; tam da bu noktada o kişilerden daha bilge olduğunu ispatlar. Burada Sokrates’in söylemeye çalıştığı kişinin kendini bilmesinin önemine vurgu yapmasıdır. Hiçbir şey bilmediğinin bilincinde olan Sokrates, birçok şey bildiğini sanan insanlardan daha ileri bir nokta da durmaktadır. Sokrates’in Savunması, bunu ispatlamak için yazılmıştır adeta. Sokrates, bilginin bulunmaktan çok hep aranması gereken bir şey olduğunun kanaatindedir. İnsanların bilgiye sahip olduklarını sandıklarını, aslında sahip olmadıklarını vurguluyordu Sokrates.

Felsefenin başat özelliği olan sorgulama Sokrates’in de en önemli özelliğidir. Sorgulama yoluyla çözümü, karşısındaki insana buldurtan Sokrates, bu yolla aslında bilgisizliğinin de farkında olduğunu bilir. Sorgulamak zaten bilgiye ulaşmak için vardır. Ona göre her şeyi bilen tek varlık Tanrı’dır.

Kendini tanı temeline dayanan Sokrates’in felsefesi bu nedenle insana kendini buldurmasına yöneliktir.

Hakkında ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu söyleyen Sokrates, geri adım atmayarak da kendini ölümle kutsar. Zaten ona göre böyle asılsız suçlamalarla yargılanmak ve kendini hak etmediği suçlamalarla yargılayanlar arasında yaşamaktansa ölümün daha iyi olacağını savunur.

Suçlamalar üzerine yapılan konuşma, Ceza üzerine yapılan konuşma, Mahkeme üyelerine yönelik yapılan konuşma olmak üzere üç bölümden oluşan eserde ön plana çıkarılması gerekilen en önemli nokta Sokrates’in kendini yargılayanlar karşısında aldığı tutum olmalıdır. Sokrates, ölümle yargılanacağını bilse de kahramanca bir tavır sergileyip kendi doğrularından, düşüncelerinden vazgeçmemiş; asılsız suçlamalara, erdemsizliğe başkaldırmıştır. O zaten 70 yaşında ölüme yakın bir insandır. Yaşayacağını yaşamıştır, daha fazla yaşamak için doğrularını inkar etmesinin bir anlamı yoktur. Onun ölüme karşı durmaması, kendi düşünce ve değerlerine aykırı bir tutum sergilemediği olarak yorumlanmaktadır. Sokrates baldıran zehirini kendi isteğiyle içerek hayatına son vermiştir.

Written by Sancar CAN