VAVEYLA

Terk edilmiş bir şehrin balkonundan bakıyorum her şeyin ütopikliğine. Medya koyu tragedya diye anlatmayacak bu şehri. Kahır dolacak bütün sitemli şiirler. Şehir çöl misali fakat devasa yağmur yağıyor solmuş çiçeklere. Bütün şiirlere susadım. Sus! adım; terk edilmiş bir şehir. “Memleketimden İnsan Manzaraları” adlı şiiri yazan Nazım öldü. Hikmet’i sensin. Yer altından edebiyat yapıyorum sessizliğe. Bilincim terk edilmiş bir şehir. Ve benden sadece sen gitmişsin gibi. Nikbinlikle bakıyorum sana fakat gittiğinden beri pesimistliğin doruğunda olan bir iç ses. Sus. Öldür içinde onu. Anladın. Miva. Bir deniz suyuna benzetiyorum seni. Dışardan bakıldığında masmavi fakat avuç içine alındığında berrak bir renk hali. Öyle güzel oynuyorsun ki rolünü. Defalarca baksam, suyun berrak olduğunu bile bile avucuma alıp tekrar tekrar mavi olup olmadığına bakıyorum. Öyle güzel oynuyorsun ki rolünü gerçeklere artık ihtiyaç duyulmuyor. Ve öyle güzel roller oynanıyor ki şu hayatta artık film izlemeye gerek duyulmuyor. Başa dönelim. Ruhum terk edilmiş bir şehir. Dinle. Kırılıcak her şey. Bir kalp, bir saç, bir heves, bir iç ses. Yıkılacak her şey. Bir hayal, bir mecal, terk edilmiş bir şehir, yazılmadan yok olacak binlerce şiir. Belki gelirsin diye şok olacak terk edilmiş şehir. Sonra sen! Biliyorum gideceksin. Gittin.

Sonra sen biliyorum, ölecektin içimde.

Sonra sen bu şiiri biliyorum şairi artık ölü.

Sonra sen, sonra sen, sonra sen…

Neyse işte öyle sonrası hep sen…

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir